Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Klasik gitara yeni başlayacaklar için

Collapse
Bu sabit bir konudur.
X
X
  • Filtre
  • Saat
  • Göster
Tümünü Sil
new posts

  • Klasik gitara yeni başlayacaklar için

    Merhaba arkadaşlar,

    klasik gitara yeni başlayacak olanlara bazı tavsiyelerim olacak;

    Öncelikle gitar alımı konusunda dikkat edilecek hususlar

    1. Alacağınız gitarı mutlaka bir bilene çaldırın ve sesini kontrol edin. sizin farkedemediğiniz detayları sizden tecrübeli biri kolayca fark edecek ve değerlendirmeler yapacaktır. Mağazadaki satıcı ve arkadaşlarına fazla prim vermeyin. Sonuçta onlar mal satma derdinde.

    2. Eğer paraya kıyıp iyi birşey alıyorsanız gitarı alıp her yerini ıncık cıncık inceleyin, herhangi bir tutkal sızması, çatlaklık olmamalı. Ses deliğinden içine bakıp işçiliğini kontrol edin. Kötü kimyasal bir koku gelmemeli.

    3. Çalarken cızırdama yapıyor mu kontrol edin, yapıyorsa üst eşik ya da alt eşik fazla alçaktır, orada değiştirilebilir ya da ayarlanabilir. Yine olmuyorsa kusurlu bir gitar olabilir.

    4. Sap atıklığı ve yamukluğu var mı kontrol edin, bunu anlamanın en iyi yolu gitarı alıp havaya kaldırın ve sanki tüfekle nişan alıyor gibi tutun, sap kısmı karşıya doğru olmalı,sanki nişan alıyormuş gibi tek gözünüzü kapatıp klavyeye bakın, klavye ileriye doğru dümdüz olmalıdır, eğer üst kapağın düzlüğüne göre hafifçe aşağıya ya da yukarıya eğik duruyor ise sap atık ya da yamuk olabilir o gitarı almayın.

    Ben her zaman yeni gitar alacaklara mutlaka en azından orta seviye bir gitar almalarını tavsiye ederim, çünkü ilk gitarınız ilk gözağrınızdır, dandik bir gitar çabuk bozulur. Örneğin sapı atar akort tutmaz ve kulağınızı yanlış seslere alıştırır. Ayrıca dandik bir gitarın tel yüksekliği ve kalın sap gibi nedenlerden çalması çok zor olur yeni başlayanlara ve sonuçta oldukça ağrılı bir öğrenme dönemi geçirirsiniz. Son olarakta eğer gitarı bırakırsanız orta kalite bir gitarı kolayca elden çıkarabilirsiniz ama dandik bir gitarı kimse almak istemez. Deminden beri bahsettiğim dandik gitarlar piyasada gördüğünüz 60-150 milyonluk saçma sapan isimlere sahip gitarlardır. Bunların kesinlikle tavsiye etmem. Tabiki 500 milyon verdiğiniz bir gitar da süper olacak değildir, o yüzden klasik gitarla hasır neşir olan tanıdıklarınıza marka danışın.

    Satıcıların bunun %50 si el yapımı %50 si fabrikasyon gibi sözlerine kanmayın, öyle şey olmaz bir gitar ya el yapımıdır ya fabrikasyon, tabiki bazı parçaları insan eli şekillendiriyor ama bu el yapımı olduğunu göstermez. Zaten 1000 dolardan aşağıya el yapımı klasik gitar bulamazsınız, hele müzik aleti mağazalarında hiç bulamazsınız. Bunun aksini iddia eden satıcılara güvenmeyin. Bunları bir lütiye olarak yazıyorum.

    Neyse sonunda gitarımızı aldık nelere dikkat edeceğiz:

    1. Gitarı çok soğuk ya da sıcak yerlerin yanında tutmayın, özellikle kalorifer dibine.

    2. Asla gitarınızı ıslatmayın.

    3. Her zaman düzenli olarak temizleyin, özellikle her kullanımdan sonra tellerinizi temizleyin çünkü elinizin terinden oksitlenir ve çabuk bozulur, kötü ve eskimiş tellerle gitar çalmak kadar kötü birşey yoktur, ilk başta farkedemeyebilirsiniz ama kulağınız geliştikçe rahatsız olursunuz.

    4. Mümkün olduğunca kaliteli teller almaya çalışın, kaliteli teller daha iyi ses verir kulağınız düzgün seslere alışır ve kaliteli teller daha uzun süre dayanır. Bu önemli çünkü ilk başlarda ilk birkaç perde üzerinde çalışacağınızdan teller fazla eskimez ve aynı teli 3 ay kadar kullanabilirsiniz, ama tekniğiniz ilerlemeye başladıkça neredeyse tüm klavyeyi kullanacağınızdan çabucak bozulurlar ve bu periyot bir ay hatta 20 güne kadar düşer, tabi bunun için endişelenmeyin çünkü bu ileri derece icracı haline gelirseniz olur.

    5. ÖNEMLİ: Gitarı nerede muhafaza ettiğiniz çok önemlidir, en iyisi müzik mağazalarındaki gibi duvara takılan çatal askılardan alıp gitarı ona asmaktır, duvara dayıyorsanız mutlaka teller duvar tarafına gelecek şekilde dayayın, aksi takdirde zaten tellerin gerilimiyle uğraşan sapa yük bindirip atmasına sebep olabilirsiniz. Fakat bahsit geçen bu durum çok düşük bir ihtimaldir ve gitarı çok eğik biçimde, çok yüksek gerilimde uzun süre dayalı bırakırsanız ancak bir ihtimal olarak ortaya çıkabilir. Ama siz yine de önerilen tavsiyeye uyun.

    6. Gitarınızın klavyesini limon ve bebek yağıyla temizleyebilirsiniz, işlerini gayet güzel yapıp ağacın güzelliğini ortaya çıkaracaklardır. Ancak limon yağı daha başarılıdır.

    Bunları da geçtikten sonra çalışmalara geliyoruz.

    Unutmayın ben bunları klasik gitarcılar için yazıyorum, pop çalacaksanız gidin akustik gitar alın klasik gitarda adam gibi klasik müzik çalınır.

    1. Hergün bol bol egzersiz yapın, unutmayın ki gitar çok nalet bi alettir. 3 gün çalışıp 2 güz bırakırsanız hemen gerilersiniz, uzun vadede sonuçları daha kötü olacaktır.

    2. Mutlaka istekli çalın, istekli olmadıktan sonra asla biryere gelemezsiniz.

    3. Gitarı birilerine hava atmak için çalmayın, müzik yapmak için çalın.

    4. Asla seviyenizden ilerdeki parçaları çalmayı denemeyin, herşeyin bir sırası var öncelikle basit parçalardan başlayıp, tekniğiniz geliştikçe zorlara geçin. Zaten ustalaştıkça beğendiğiniz besteciler olacak sadece onların parçalarını çalmak isteyeceksiniz bach, scarlatti, mangore, lobos gibi.

    5. Asla klasik gitarı pena ile çalmayın, asla klasik gitarı tabla çalmayın, tekrar söylüyorum klasik gitar klasik gitar müziği çalmak içindir ve klasik gitar müziği nota ile parmaklarla çalınır. Pop çalacaksanız, tabla metallica parçaları çalmaya kalkacaksanız hiç klasik gitar almayın. Şimdi tab kullanan bazı arkadaşlar karşı çıkacaklardır, ama hakiki klasikciler bana hak verecektir. Ha yeri gelmişken onuda söyleyeyim ne olacağınıza baştan karar verin. Klasikcimi, flamenkocumu, popcu mu olacaksınız gitarınızı ona göre alın. Pop müzik yapan arkadaşlar alınmasın popcu derken sadece akor kullanımı ile gitar çalan arkadaşlara genelleme yapıyorum popcu diyerek,kimse alınmasın.

    6. Asla kendinizi büyük görmeyin her zaman alçakgönüllü olun yok ben süper çalarım, o ne ki herkes çalar, iki tane akorla babam da gitar çalar, ben ileri seviye gitarcıyım" falan gibi triplere girmeyin. Kendinizi küçük düşürürsünüz. Alın gitarınızı elinize çalın parçalarınızı insanlar değerlendirsin sizi.

    7. Notaları ve akorları iyi öğrenin, bu konuda metodlar alın ve deşifrenizi güçlendirin, kimse kusura bakmasın ama ben yarım sayfa parçayı deşifre edemeyen birde gitarcıyım diye geçinen adamı gitarcı saymam, büyük ustalara sözümüz yok tabi, bakın yine söylüyorum tab çalmayın mutlaka nota öğrenin, hangi enstrümanı çalarsanız çalın notayla çalın.

    Son olarak ben özel ders ya da grup derslerine gitmeyi tavsiye ediyorum, tabiki şart değil ama bu sayede daha çabuk gelişir, sizden daha bilgili insanlardan çok şey öğrenebilirsiniz.


    Yeni başlayanlara parça ve besteci tavsiyelerim olacak

    Tamamen yeni başlıyorsanız önce biraz metod kitapları alıp oradaki parçaları çalın sonra ufaktan Carulli etüdlerine geçiş yapın, ardından Carcassiye geçin çok seveceksiniz. Sonra Tarrega, N. Coste, D. Aguado ve Fernando Sor çalın. Bunların giriş ve orta seviyelerini çaldıktan sonra asıl klasik gitar alemine girebilirsiniz.

    Astor piazzola, Jorge morel, Albeniz, BACH, A.B.Mangore, Nikita Koshkin, Guiliani, R.d. Visee, M. Ponce, Villa Lobos, Weiss, D.Scarlatti, Handel, E. Granados, G. Sanz gibi bestecileri tavsiye ederim. Özellikle barok sevenler kesinlikle Bach, Scarlatti, Haendel'e yoğunlaşsın barok en zor türdür, zor pozisyon geçişleri, sancılı pozisyonları vardır ama çok güzeldir. Burada daha saymadığım çok besteci var ama zamanla bunları öğreneceksiniz. Zaten dikkat ederseniz çoğu orkestralar bile içine ettiklerinden barok, hele bach çalmaktan çekinir, korkarlar. Hep klişeleşmiş romantik ve klasik dönemlerde takılırlar.


    Yazının uzunluğu için kusura bakmayın,okuyan herkese çok teşekkür ederim.

  • #2
    eyvalah güzel olmuş

    Yorum


    • #3
      dediklerine %100 Katılıyorum.Üstüne denecek laf yok
      Yazdıklarında yola cıkılarak boş olmadıgın belli

      Yorum


      • #4
        Sparkhawk arakdaşımız Aynı zamanda Luthier dir.Yani mesleği.Elbette boş olmayacak

        Yorum


        • #5
          Merhaba komşular, geçenlerde bu konuya biraz daha eklenti olsun diye birkaç madde altında bir şeyler yazmıştım ancak fazlaca uzun olduğundan heralde site sorun verdi ve yazılar uçtu, o zamandan beri nihayet şimdi tekrar yazmaya cesaret edebildim, hemen başlayalım.

          1. Hangi marka gitar alsam daha iyidir?

          Evet, gitara yeni başlayan birinin aklını en çok kurcalayan soru budur. Acaba hangi marka alsam? Bir arkadaşım "bende şu var sende al güzel" dedi alsam mı? İspanyol markaları daha mı iyi? Pahalı olan daha mı iyi? Bu gibi sorularla dolabilir aklınız.

          İlk önce hemen şunu söyleyeyim, asla aklınızda hiçbir fikir yokken gidip müzik mağazasına aniden pat diye gitar almayın, ikinci olarak çok deneyimli olmadığı sürece her önünüze gelen insanın söyledikleri şeylere gözü kapalı inanmayın. Ne olursa olsun yanınıza mutlaka klasik gitardan iyi anlaya birini alın. Satıcılara güvenmeyin, ne de olsa onlar bu işten para kazanıyorlar ve ellerindeki malları satabilmek için herşeyi denerler ki bu yüzden onları suçlayamayız. Satıcıların söylediklerinin yarısı sallama ve boştur. Misal, "bu model bu aralar çok gidiyor çok iyi gitar" Ne yani çok satılıyor diye sesi süper mi oluyor
          otomatikman? Halbuki aynı markanın aynı modellerinin bile sesleri arasında fark vardır ki bu doğaldır. Ya da "bu gitar ispanyol %60 el yapımı" orada hemen hadi oradan kardeşim deyip çıkın o dükkandan. Peki neden illaki yanınızda gitardan iyi anlayan birisi olması gerekiyor? Çünkü siz yeni başlıyorsunuz, ne iyi gitardan anlıyorsunuz, ne de iyi gitar sesinden. Ben daha önce bikaç gitar çaldım anlarım ben diye artistlik yapmayın, kaç tane gitar çaldınız ki? Ayrıca gittiğiniz mağazadaki birine denettirip de almamalısınız, çünkü o kişi size gitar iyi sesi güzel dese bile doğru söylediğini nereden anlayacaksınız? Belki gitar satılsın diye mağaza sahibine yardımcı olmak için size öyle diyor?

          Birde klasiğe yeni başladığınız zaman daha çömez olduğunuz için birisinin çaldığı en basit klasik parça size şaheser gibi, çalan süper yetenekli gibi, gitar da harika sese sahipmiş gibi gelir, yanılırsınız. İşte bu sebeplerden yanınızda sağlam birini getirtip ona çaldırın. Gelelim marka konusuna hangi marka iyi?

          Böyle bir genelleme yapmamalıyız, çünkü şu markanın gitarları iyi diye her yaptığı gitarın sesinin iyi olacağı garantisi yok ya da 700 dolarlık bir gitarın sesinin 500 dolarlık bir gitardan illaki daha iyi sese sahip olacağı diye bir kesinlik yok. Ülkemizdede pek çok mağazada bulunan belli markalar var, bunlar arasında iyiye doğru benim kendi sıralamam
          Admira-Yamaha-Camps-Almansa-Raimundo-Manuel Rodriguez-Alhambra şeklinde. Tabiki daha pek çok marka var ancak bunlar populer olanlar. Buraya yazdığım bütün markaların gitarlarını çaldım, özellikle Yamaha dan oldukça fazla, ancak hiç memnun kalmadım, Şimdi kimse sitem etmesin niye Admira sonda, yok Yamaha koskoca marka nasıl o kadar geride diye. Büyük marka olması, ya da ürettiği gitarların pahalı olması sesleri iyi demek değildir veya işte "Camp'sın kaç bin dolarlık gitarları var yeri orası değil" falan gibisinden.

          Ben lütiyelik mesleğim olduğu için hem uzun zamana yayılan icracı hem yapımcı olarak değerlendirip bu sıralamayı yaptım ki unutmayın bu benim kendi kişisel sıralamam kişiden kişiye değişirki zaten böyle bir listeye göre de gitar alınmaz gidilir çalınır en iyi ses ve işçilik kalitesine sahip olan alınır. Pahalı olan iyidir her zaman doğru değildir bazen şansınıza ucuz olan pahalıdan çok daha iyi çıkabilir, en azından ses kalitesi olarak. İspanyol markaları en iyidir diye birşey yok, buna göre kendinizi şartlamayın, pek çok başka ülkenin gitar markalarının da iyi gitarları var. Bir de son olarak asla gidip te Princess gibisinden ne olduğu belirsiz limon kasaları almayın, sizi gitardan soğutturur, kulağınızı yanlış alıştırır, ergonomi sorunları nedeniyle fiziksel zorlanma yaşattırır. En azından orta karar birşey alın ilk gitarınızı bile.


          2. Klavyenin gül mü yoksa abanoz mu olması daha iyi? Pahalı gitarlarda klavye hep abanoz o zaman o daha mı iyi?

          Hayır değil, belki garip gelecek ama üst düzey gitarlarda abanozun daha çok kullnılmasının en büyük nedeni siyah renginden dolayı diğer ağaç kısımlarla daha iyi kontrast oluşturması sayesinde daha elegant durması. Olay bu. Abanozu daha pahalı gitarlarda kullanılmasının diğer nedenleri çok az çalışan stabil bir ağaç olmasından dolayı sap eğilmesine karşı dayanıklı olması gülden daha az bulunması daha egzotik bir ağaç olması, mantarlara ve böceklere karşı çok dayanıklı olması.

          Güle gelirsek ki unutmayın gül de tek bir tür değildir pek çok türü vardır,abanozdan daha sert yapıda ama daha az sağlam ve stabildir. Yine mantar ve böceklere karşı dayanıklıdır, abanozdan çok daha rahat bulunur, bu yüzden biraz daha ucuzdur, temel olarak bakarsak ikisi arasında aman aman bir fark yok, ikisi de oldukça dayanıklı ve sağlam ağaçlar ki gülünde örneğin Madagaskar Gülü gibi görünüş olarak çok güzel türleri de mevcut.

          Evet şimdilik bu kadar yazıyorum yine yazdıklarım uçmasın diye, devamı gelecek.

          Yorum


          • #6
            Ellerine sağlık sparhawk bu arada elektro-akustik gitarlar hakkında varsa bikaç info verebilirmisin rica etsem

            Yorum


            • #7
              çok işime yaradı

              Düzenleyen - demlikhanim on 18/12/2005 20:36:15

              Yorum


              • #8
                teşekkürler çok faydalı bir yazı

                Yorum


                • #9
                  Teşekkür ederim komşular şimdi söz verdiğim gibi serinin devamını yazıyorum,evet:

                  3.Gitarın ses deliği etrafindaki yuvarlak süslü parça nedir,materyali nedir,çizim midir?

                  O parçaya rozet denir,dekoratif amaçlı kullanılan bir parçadır,kalitesiz gitarlarda yapıştırma,orta karalarda hazır alınıp takılma,iyi ve el yapımı gitarlarda tamamen el yapımı olur.Evet o ıncık cıncık renkli renkli bir sürü parçacık el ile yapılır.Materyali ağaçtır.Ancak bazen klasik rozet yerine çeşitli büyük egzotik ağaç parçaları,formika,altın,inci ve sedef de kullanıldığı olur.Özellikle üst kalite akustik gitarlarda ince bir şerit olarak abalon kullanımı yaygındır.Örmek martin gitarları.Bu abalon dediğim madde daha önce yazdımmı bilmiyorum,Bir tür tatlısu salyangozunun kabuğundan elde edilen inci sedefi benzeri bir materyaldir.Çok değerlidir.Ayrıca sentetik olarak yapılanları da vardır.Standart olarak alacalı yeşil renklerinde olsa da çok daha özel karma renklere sahip olanları da vardır.Eğer görmek isterseniz,sitenin resimler kısmında koyduğum martinin 750000. ve 1000000. gitarlarına bakın.O gitarlanın günümüzün mucizelerinden biri olduğuna emin olabilirsiniz.Larry Robinson tarafından süslenilen o gitarlar emin olun yüzlerce yıl sonra bile müzelerde sergilenecek,neyse konumuza dönelim,rozet el işçiliği ile yapılır diyorduk,genel materyali akçaağaç,ve çeşitli tropik ağaçlardır.Renkli gördüğünüz parçalarda genellikle boyanmış akçaağaç kaplamalarından yapılır.Birkaç çeşit yapım tekniği bulunur,ancak burada resimsiz,özet olarak anlatmak imkansız olduğundan o aşamasını yazmıyorum ki zaten size de çok lazım olmayacaktır.


                  4.Gitarın ağırlığı ne kadar önemlidir?Ağır mı yoksa hafif gitar mı daha iyidir?

                  Bu soruya tıpkı hangi marka sorusunda olduğu gibi kesin bir yanıt veremeyiz.Aslına bakarsak gitarımızın hafif olması bizim için iyidir ki daha rahat tutup hakim oluruz,ama bu gitar ağırsa kötü gitar anlamına gelmez.Çünkü gitarın ağırlığı etkileyen çokk fazla faktör vardır.En basitinden
                  gitarın ağacı,kullanılan ağacın türü ağırlığı doğrudan etkiler,gitarın ağaçı sert türlere doğru gidildikçe ağırlık da artar.İşte bahsettiğim yoğunluk olayı budur.yani d=m/v olayı.Örneğin standart ses tahtası ağacı olan ladinin ortalama yoğunluğuna 0.50 diyelim.Yani bir cantimetreküpünün gran cinsinden ağırlığı.Birde herhangi bir çeşit gül diyelim ona da yoğunluk olarak 0.90 diyelim.Buna göre aynı boyutlardaki gülün ağırlığı ladinin neredeyse iki katıdır.Klasik ve akustik gitarların giriş ve orta modellerinde ağaç olarak maun kullanılır.Klasik gitarın karekteristik sesini veren gül ise 0.70 ile 0.90 arasında değişen yoğunluğa sahiptir.Düşünürsek ideal gitar ağacı yoğunluğunun 0.75 olduğunu görürüz.ama tabiki bundan daha sert ağaçlar da kullanılmaz diye bir kaide yok,daha yüksek yoğunluklu dolayısıyla daha ağır ve sert ağaçlar da oldukça çok kullanılmaktadır.Tabi el yapımlarında,500 dolara aldığınız bir gitarın afrika karaağacından yapılmış olmasını beklemeyin,fabrikasyonlarda hep önce maun sonra gül çeşitleri standarttır.Akustiklerde bu böyledir.Onların genellikle ses tahtaları sitka ladininden yapılır.Şimdi ilk etken ağaç türüydü.İkincisi ağacın yapısı.Mesela gitarın ses tahtaları ve yanları standarttan biraz daha ince ya da kalın yapılmış olabilir,**** kasa normalden daha büyük/küçük ya da kalın/ince olabilir.Hatta sapın yapısıda ağırlığı ve dengeyi oldukça etkiler.Kalın frofilli sap doğal olarak daha ağır olacaktır.Son olarak bir başka etken kullanılan ağaçların kuruluğu,odun sürekli olarak nem alır ve verir,yıllar geçtikçe bu alış veriş çok stabil hale gelir ve azalır,işte bizim iştediğimiz ağaç böyledir.İçindeki nemi maksimum oranda atmış olan,nemden kastımız su yani odun ne kadar yaşsa o kadar ağırdır.Ama böyle diye ağır gitarın ağacı yaştır diyemeyiz çünkü üstte yazdığım başka faktörler de var.Belki gitar çok eskidir ve kuru ağaçlıdır ama yinede ağırdır.Bu üstteki nedenlerden dolayı olabilir.Sonuç olarak bakınca anlıyoruzki Gitar ağırsa ya da hafifse iyidir diye bir yargıya varma şansımız yok,o yüzden bu da iyi gitar seçiminde üzerinde durulması gerekmeyen konulardan oluyor.


                  5.Bazı gitarlarda sapın arkasında bir çizgi oluyor bu nedir?

                  Evet son olarak bunu yazıyorum bu seferlik,o gördüğünüz,dekoratif amaçlı bir yapıştırma değil,sapa mukavemet vermesi için yerleştirilmiş olan bir ağaç parçadır.Yapımında en çok sert ve stabil bir ağaç olmasından dolayı abanoz kullanılır,ancak yine sert ve çalışması az olan hertürlü egzotik ağaç kullanılabilir.Örnek wengi.Günümüzde bazı yapımcıların ağaç yerine grafit de kullandıkları oluyor ancak ben buna karşıyım,bir klasik gitarın yapımında odun dan başka bir materyal kullanmak onu klasik gitardan başka birşey yapmak gibi birşey benim için,belki ben çok gelenekselciyim neyse,neyden yapılırsa yapılsın tek amacı vardır o da sapa ekstra sertlik ve mukavemet sağlayıp eğilmesini ya da burulmasını önlemek.Genellikle sapa çakma ya da baştan sapla beraber yapım olarak iki şekilde yapılsada aslında sınır yoktur.Bu tarz destek çıtalarını en üst model gitarlarda görsek de gitar için illaki olması gerekn bir parça değildir.Zira gitarların sapları klavye yetecek şekilde yapılmaktadır,bu sadece ek bir önlemdir,yani olsa iyidir ancak olmasa da kıyamet kopmaz,bu seferlik bu kadar bidaha ki sefere genel olarak akustik kasalılarda kullanılan ağaçlar,tellerin nasıl değiştirilmesi gerektiği,hangi tel iyidir kötüdür konusu,ve gitarı uzun süre kullanmayacaksak ne gibi önlemler almalıyız gibi başlıkları yazacağım,Eğer konuyla ilgili merak ettiğiniz bu tarz sorular varsa buraya yazarsanız cevaplarım.

                  Yorum


                  • #10
                    gerçekten muhteşem bir yazı.tebrik we sonsuz teşekkürlerimi sunarım........

                    Yorum


                    • #11
                      Teşekkür ederim,yine söz verdiğim gibi yazı dizimi tamamlıyorum.

                      6.Akustik kasalı gitarlarda kullanılan genel ağaçlar nelerdir?

                      Gitar yapımındaki en güzel şeylerden biri de keman yapımındaki sınırlamaların olmamasıdır,hem çok fazla tasarım şansınız vardır,yeniliklere çok daha açıktır,ayrıca kullanılacak ağaçların neredeyse sınırları yoktur.Genel olarak baktığımızda gitarları 3 kategoriye ayırabiliriz:
                      a.Giriş seviyesi gitarlar
                      b.Orta seviye gitarlar
                      c.Üst seviye gitarlar

                      Genellikle orta ve üst seviye gitarlarda aynı ağaçlar kullanılır,aradaki fark üst seviyedekilerin ağaçlarının çok daha yıllanmış ve yüksek figürlü yani güzel görünüşlü olmasıdır.Giriş seviye gitarlar kesin bir değer söyleyemesek de takriben 750 dolara kadar çıkar,bunların ağaçları genellikle nispeten yaş tada fırın kurutma ağaçlardan olur,ucuzlarında ağaçlar masif değil kaplamadır,herhangi bir görsel güzellik,uyum ve düzgün damarlılık nadiren görünür.Bu gitarlarda kullanılan yegane ağaç maun dur.Maun sık bulunan,ucuz çalışması kolay bir ağaç olduğu için hep giriş modelleri gitarlarda kullanılır.çok nadiren hint gülü kaplama ağaçlı gitarlar bu kategoride görülebilir.Orta seviye gitarlar en çok satılan gitarlardır fiyatları 750-2500 dolar arası değişir.Bu gitarların ana özelliği ağaçlarının her zaman masip olmasıdır.Ayrıca bu sınıfta uyum,fikstür,damar uyumu kuruluk gibi önemler dikkate alınır.yine fırın kurutma ile birlikte uzun süre bekletilmiş ağaçlar kullanılır.maun,akçaağaç,ceviz,hint ve brezilya gülü bu gitarlarda kullanılan ağaçlardır.ses tahtası da artık önemli olduğu için kaliteli ladin ve sedirler kullanılır.Üst seviye gitarlar ise en tepe noktadadır onlar için herhangi bir sınırlama yoktur,çok çeşit ağaçlardan yapılabilirler,ama en iyileri yüksek figürlü brezilya gül ağacı arka ve yanlara ve alman ladini ses kapaklarına sahiptir.Bugün alman ladini dünyadaki en iyi ses ağacıdır.Üst seviye gitarların ağaçları asla fırınlama olmaz her zaman doğal kurutulmuş en az 25-30 yıllık ağaçlar kullanılır.Bu yüzden oldukça pahalıdırlar,iyi bir gitar ortalama 5000-8000 dolar arasında değişsede dediğim gibi hiçbir sınırlama yoktur çok daha yüksek fiyatlarda olabilirler.Bu ağaçlar genel olarak akustik kasalılarda kullanılan ağaçlardır,ama tabiki bununla sınırlı değiller o kadar çok tür varki yaz yaz bitmez,örneğin paduk,pelesenk,kralağacı,demirağacı,afrika karaağacı,madagaskar gülü,ziricote,bubinga,abanoz,cocobolo,alevağacı,ka nağacı,koa daha neler neler,gerekli standartları sağlayan her ağaç kullanılıp denenebilir.Bazı nedenlerden dolayı gitar yapımında kullanılamayan ağaçlar vardır.Mesela bu etmenler neler dersek,
                      Boy:Bazı ağaçlar çok ince yapılı ya da çok yumrulu yapıda gelişir,bu yüzden gitar yapımında kullanılamaz.Örneğin afrika karaağacı çok dar yapılı bir ağaç olup ortalama 100 tomruktan(1 ağaç gövdesi) sadece bir tomruk gitar kapağı çıkacak kadar geniştir.Bu yüzden yeni kesilmiş bir takımı bile yüzlerce dolardır.
                      Sıklık:Bazı türler dünyada çok az bulunur,o yüzden aşırı değerlidirler ve yapım işine uymazlar.
                      Sertlik,yumuşaklık:Sertliği ya da yumuşaklığı aşırı olan ağaçlar kullanılamazlar.
                      Bunun gibi daha pek çok etken ağaç çeşidine sınırlamalar getirir,ancak yine de imkanlar sonsuz gibidir.

                      7.Gitarımın tellerini nasıl değiştirmeliyim en doğru teknik nedir?

                      Sunu aklınızda yer edin,gitar teller olmadan yapılır ve teller en son takılır,yani yapım aşamasında tellerin her türlü baskısına dayanabilecek şekilde yapılır.O yüzden aman nasıl taksam,böyle yapsam zarar verirmiyim,şöyle yapsam sap atar mı gibisinden endişeleri aklınızdan atın.Benim tavsiye ettigim iki yöntem var,biri telleri tek tek değiştirmek yani bir teli sökün,yenisini takıp gerin,sonra başka bir tele geçin,bu şekilde hepsini değiştirin,ikinci yüntem hepsini birden değiştirmede kullanılan yöntem,telleri belirli bir sıralamaya göre kademe kademe gevşetin öce üst ve alt mi ler sonra si ve la sonra da re ve sol,takma işlemi de tam tersi,bu şekilde en dengeli şekilde telleri değiştirmiş olursunuz,ve sapı düzensiz bir gerilimden korumuş olursunuz,her ne kadar yazdığım gibi gitar her türlü etkiye dayanabilecek şekilde yapılıyorda olsa sapın sağlığı açısında bu iki yöntemden birini her zaman tavsiye ederim,bu şekilde çalgınızın ömrünü uzatabilirsiniz,bu arada unutmayın bu yazdığım özellikler el yapımı gitarlar için geçerli,100 milyona aldığınız kırmızı renkli bir klasik gitar(!)ın bağlantı noktalarının özenle yapılmış ya da çok sağlam olmadığını ummayın sakın,bu yüzden eğer kötü bir gitar sahibiyseniz telleri değiştirirken özen gösterin ve akortlarken fazla germekten kaçının.Devamı gelecek.



                      Düzenleyen - Lord Sparhawk on 18/01/2006 23:38:00

                      Yorum


                      • #12
                        Saolun... Gerçekten siki bir kaynaksiniz. Bu bilgilerin bana çok yardimci olacagini düsünüorum. Tekrar saoln!!!

                        Yorum


                        • #13
                          Devam devam,

                          8.Hangi tel iyidir,gold plated mi silver mı alalım?

                          Evet bu post sadece teller üzerine olsun istiyorum,öncelikle şunu aklınızda bulundurun herkesin çalma tarzı,müzik tarzı farklıdır ve farklı tarzlar için farklı tipte teller vardır.Bİr tel uzmanı olmasamda bende uzun yıllardır klasik çaldığım için tecrübelerimi siz sevgili çömezlerimize anlatacağım.

                          a-Hangi marka daha iyi?

                          Şimdi nasıl gitar markalarında bir genelleme yapıp bu iyidir diyemezsek tellerde de diyemeyiz komşular,evet tellerin kalitesi sabittir ama tarzlar değişkendir.Şimdi pop çalan birisinin Gidipte ekstra high tension kullanmasının hiçbir manası yoktur.Pek çok marka bulunmakta bunların hangisinin daha iyi olduğunu daha doğrusu tarzınıza daha iyi uyduğunu anlamak size düşüyor,ben sizi biraz dertten kurtarmak için şöyle diyebilirim,piyasanın başlıca markaları,la bella,daddario,hannabach,savarez bu dört markayı neredeyse her mağazada bulursunuz,haklarında kısaca yorum yapmak gerekirse la bella dan hiç memnun kalmadım en üst modeli dahil istediğim sesi veremedi,en büyük eksisi düşük ton kalitesi ve çabuk eskime,artısı ise genel olarak yumusak bir tel olması yeni başlayanlar için parmaklarınızı çok acıtmaz,daddario benim tüm zamanlar favorim o kadar tel denedim bundan iyisini kullanmadım,ancak daddarionun hep üst model e ve j karton kutulu modellerini kullandım composite serisi mükemmel,artıları,süper kalite ton,uzun dayanıklılık,yüksek volüm,eksileri yok diyebilirim,hannabach eğer gitarı yavaş ve yumuşak çalmayı seviyorsanız bu tam size göre hannabach ların en büyük özelliği inanılmaz sıcak ton vermeleri,bunula beraber bir büyük artıları daha var ki o da çok kısa sürede akort tutmaları,çalış olarak oldukça rahat olan hannabach ın tek eksisi o muhteşem güzel tonunu çok çabuk kaybetmesi,savareze gelirsek hemen hemen daddario ile aynı diyebiliriz kalite olarak.Size bir tavsiye seviyeniz ne olursa olsun hiçbir zaman bir markanın en düşük model telini almayın en azından orta seviyesini alın,arada fiyat farkı olsada kalitelilerin dayanıklılı ve tonlar arasındaki fark bu para farkını çok iyi telafi eder.İkinci önemli tavsiyem,tellerinizi her zaman takım olarak değiştirin,asla tek bir teli değiştirmeyin arada büyük ton farkı olacak ve sizi sürekli rahatsız edecektir,misinalar çalındıkça gerginleşir ve ses kaliteleri artar sarımlılar tam tersidir,eğer orta seviye iseniz sarımlıları değiştirip misinaları aynı bırakarak hem iyi ton elde eder hemde ekonomi yaparsınız,ancak bu yöntemi acemilere tavsiye etmiyorum,öncelikle kulaklarınız,iyi tel,kötü tel,eski tel,yeni tel,medium tension,high tensiyon tel arasındaki ses farklarını duyabilecek seviyeye gelmeli buda çaldıkça olur.

                          b-Hangi gerilim kullanılmalı

                          Standart piyasada low tension,medium tension,high tension ve ekstra high tension vardır.Öncelikle low u kimseye tavsiye etmem unutun,tellerim gerilimleri attıkça daha gergin olurlar,yüksek gerilimlilerin sesi daha yüksek olur,düşük gerilimlilerin daha sıcak ve yumuşak,düşük gerilimliler ve ekstra yüksekler kısa ömürlü olup çabuk koparlar,medium özellikle high daha dayanıklıdır,medium tension yeni başlayanlar için iyidir çünkü fazla sert olmadığı için parmakları fazla tahriş etmez,ancak sesi fazla tatmin edici değildir ve tonunu çabuk kaybeder,high tension en idealidir,hem dayanıklı hem yüksek sesli,hem iyi tonlu dur ve hemen hemen her tarza gider,ekstra ise hemen hemen hiçbir tarza gitmez çünkü çok serttir,parmaklarınız nasırlaşmış bile olsa çok fena acıtır,çalması çok zordur,volümü çoktur,ömrü ortadır koptumu pis kopar bomba gibi ,bana göre ideal tipler medium ve high dır,eğer yeni başlıyorsanız,pop ya da yumuşak çalıyorsanız medium kullanın derim,klasik ya da flamenko çalıyorsanız high derim.Tarzınızı da bilmiyorsanız önce bir medium çalın sonra high deneyin kararınızı verin.

                          c-Tellerin bakımı yapılır mı?

                          Kısmen evet öncelikle gitar terli ellerle çalmayın,her çaldıktan sonra telleri pamuksuz bir bezle silin ve bunu alışkanlık haline getirin bunu yaparsanız tellerinizin ömrü(Tonu değil) en az %50 oranında uzar,abartıcam terseniz tel temizleyici sıvılar alıp kullanız,ellerinizdeki ter ve yap zamanla havayla karışarak tellerin oksitlenmesine dolayısıyla bozulmasına neden olur.

                          d-Telleri değiştirdim,fakat sürekli akort bozuluyor normal midir?

                          Evet normaldir,yeni takılan teller akort tutmaz kolay kolay uzun süre sık sık akortlamak gerekir,bu periyok gittikçe uzar ve ayar oranı düşer,telin gerilimine göre akort tutma süresi değişir gerilim sertleştikçe akort tutması da uzan bu süreç ortalama 3gün ile 1 hafta arasıdır ondan sonraki bozulmalar giderek azalır ve ufaklaşır,yani telaşa gerek yok yeni tel taktıysanız gitarı elinizden bırakmayın süreklü akortlayın,çalın,bozuldukça akortlamaya devam edip çalın,birkaç gün böyle yapınca akortunuz güzelce tutmuş olur,sakın akortlamayı bilmiyorum demeyin..

                          Yorum


                          • #14
                            Helal olsun sana üşenmeyip yazmışsın.Bu yazıdan yararlanmayacak adam yok

                            Yorum


                            • #15
                              bende gitar yeni başlayacağım o kadr forum gezdim inan senin kadar iyi bilgi veren bi kişi daha yok cok saol

                              Yorum

                              Unconfigured Ad Widget

                              Collapse
                              Çalışıyor...
                              X